BURSA Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ziraat Fakültesi'nde, nesli korunmaya çalışılan yerli Boz ırk sığırların çoğaltılması amacıyla yürütülen çalışmalarda 5 yılda 40'ın üzerinde buzağı elde edildi. Sürüde yetiştirilen 8 damızlık boğa, genetik çeşitliliğin korunması amacıyla Kocaeli'nin Körfez ilçesindeki Marmara Boz Irk Çiftliği'ne gönderildi.BUÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü'nde, Anadolu'nun yerli hayvan gen kaynakları arasında bulunan Boz ırk sığırların korunması ve yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması için çalışma yürütülüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından koruma altına alınan, iklim koşullarına ve hastalıklara karşı dayanıklılığıyla bilinen Boz ırk sığırlar, üniversitenin uygulama çiftliğinde yetiştiriliyor. Yaklaşık 5 yıl önce 1 erkek ve 3 dişi hayvanla başlatılan çalışmalarda, doğal aşım yöntemiyle 40'ın üzerinde buzağı dünyaya geldi.
Doğumlarına müdahale edilmeyen sürüde bugüne kadar buzağı kaybı yaşanmazken, hayvan sayısı 30'un üzerine çıktı. Ağırlıklı olarak mera ve kaba yemle beslenen sürüden elde edilen 8 damızlık boğa, yetiştiricilerin elindeki sürülerde akrabalı yetiştirmenin önüne geçilmesi ve genetik çeşitliliğin korunması amacıyla Marmara Boz Irk Çiftliği'ne gönderildi.Üniversitede yürütülen çalışmalarla yerli Boz ırkın yaygınlaştırılması ve ithal hayvanlara bağımlılığı azaltabilecek yeni bir yerli besi sığırı geliştirilmesi hedefleniyor.'40
'IN ÜZERİNDE BUZAĞI ALDIK, HİÇ KAYBIMIZ
OLMADI'Boz ırk sığırların Anadolu'nun binlerce yıllık genetik mirası olduğunu belirten BUÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, "Boz ırklar bizim bulunduğumuz coğrafyanın yerli gen kaynağı.
Binlerce yıl büyük badireler atlatmış, sıcağa, soğuğa, hastalıklara ve yetersiz beslenmeye dayanıklılığıyla bugüne kadar ulaşmış hayvanlardan biri. Tarım ve Orman Bakanlığımız da bu yerli gen kaynaklarının korunması amacıyla yetiştiricilere destek veriyor. Bizim buradaki öncelikli amacımız ticari üretim değil, öğrencilerimize uygulamalı eğitim vermek ve araştırma yapmak.
Buraya başlangıçta 1 erkek ve 3 dişi hayvan getirdik. Yaklaşık 4-5 yıldır bakımlarını yapıyoruz. Bugüne kadar 40'ın üzerinde buzağı aldık ve hiçbir kaybımız olmadı.
Türkiye'de buzağı ölümlerinin ne kadar önemli bir sorun olduğunu düşünürsek bu, ırkın dayanıklılığını gösteren önemli bir sonuç. Hayvanlarımız doğal aşım yöntemiyle çoğalıyor. Anneler kendileri doğum yapıyor, bugüne kadar hiçbir doğuma müdahale etme ihtiyacımız olmadı" dedi.'HER
YIL BİR BUZAĞI, KIRMIZI ET ÜRETİMİNE YERLİ KATKI
DEMEK'Boz ırk sığırların geçmişte bölgenin et ve süt ihtiyacını karşılamanın yanı sıra tarımsal işlerde de kullanıldığını anlatan öğretim Prof. Dr. Ak, günümüzde ise özellikle et üretimi açısından değerlendirilebileceğini belirterek, "Bu hayvanlar ağırlıklı olarak mera ve kaba yemle besleniyor.
Fabrika yemine ihtiyaç duymadan döl verebiliyorlar. Süt verimleri yüksek değil ancak kaliteli süt üretiyorlar. Günümüzde daha çok et üretimi amacıyla değerlendirilebilirler.
Biz her yıl düzenli olarak bir buzağı alıyoruz. Bugüne kadar gebe kalmayan hayvanımız olmadı. Her yıl bir buzağı demek, Türkiye'nin kırmızı et üretimine yerli bir katkı demek.
Bu hayvanları kapalı alanlarda değil, meralık, ormanlık ve makilik alanlarda yetiştirmek gerekiyor. Yem maliyetini azaltarak üretim yapabilme imkanı sağlıyorlar. Türkiye'nin kırmızı et üretimindeki yetersizlik nedeniyle canlı hayvan ve et ithalatına ihtiyaç duyduğunu biliyoruz.
Bu ırkın yaygınlaştırılması, ithalat baskısının azaltılmasına da katkı sağlayabilir" diye konuştu.'4
BOĞA ALMAYA GELDİLER, 8'İNİ
GÖTÜRDÜLER'Üniversitede yetiştirilen damızlık boğaların Kocaeli'deki üreticilere gönderildiğini belirten İbrahim AK., "Şu anda 30'un üzerinde hayvanımız var. Kocaeli'nin Körfez ilçesinde, Bakanlığımız tarafından da desteklenen bir Boz ırk yetiştiricisine damızlık boğalarımızı gönderdik. Başlangıçta 4 damızlık almak için geldiler ancak hayvanları beğenince 8'ini almak istediler.
Bu hayvanlarda zaman zaman kan tazelemek gerekiyor. Çünkü akrabalık arttığında bir süre sonra kusurlu doğumlar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle damızlıkların belirli aralıklarla yenilenmesi önemli.
Gönderdiğimiz boğalar da oradaki sürünün genetik çeşitliliğinin korunmasına katkı sağlayacak" ifadelerini kullandı.'ET
VERİMİNİ ARTIRMAYI VE GEN KAYNAKLARINI KORUMAYI
HEDEFLİYORUZ'Boz ırk sığırların korunmasının yanı sıra et veriminin artırılması için melezleme çalışmaları yürüttüklerini belirten Ak, yerli ırkın dayanıklılığıyla kültür ırklarının et verimi ve kalitesini birleştirerek ithalata bağımlılığı azaltacak yerli bir besi sığırı geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ormanlık alanlarda otlatılmalarına yönelik bir proje de planladıklarını aktaran öğretim üyesi, bu sayede hayvanların beslenmesine katkı sağlanırken kuruyan otların oluşturduğu yanıcı madde birikiminin azaltılabileceğini ifade etti.
Boz ırkın hastalıklara karşı dayanıklılığına da dikkati çeken öğretim üyesi, yerli hayvan gen kaynaklarının gelecek nesillere aktarılması için bu ırkların yalnızca koruma altına alınmasının yeterli olmadığını, üretimin içinde yaşatılması ve yetiştiricilerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.ÖĞRENCİLER
DE GÖNÜLLÜ OLARAK YETİŞTİRİCİLİĞE
KATILIYORÇalışmaların öğrencilerin uygulamalı eğitimine de katkı sağladığını belirten Prof. Dr. İbrahim Ak, her yıl gönüllü öğrencilerden oluşan bir grupla çiftlikte çalıştıklarını anlatarak, "Hayvancılığı uzaktan izleyerek öğrenmek mümkün değil.
Öğrencilerimiz ders saatleri dışında, gerektiğinde hafta sonları da gönüllü olarak çiftlikte çalışıyor. Hayvanların bakımını, tımarını ve yemlemesini birlikte yapıyoruz. Meraların temizliğine katkı sağlıyorlar.
Burada 150'nin üzerinde ağaç da diktik. Öğrencilerimizin yetiştiricilik çalışmalarında çok büyük emeği var. Bizim için önemli olan onların hayvanlarla iç içe, uygulamalı eğitim alarak yetişmeleri.
Çünkü bir çiftliğe bir ya da iki kez ziyaret düzenlemekle hayvancılık öğrenilemiyor. Öğrencilerimizin bu işi yaşayarak öğrenmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı.Haber-Kamera: Cennet Porsuk - Kutay SALİ / BURSA,
